12 Eylül 2008 Cuma

6 Eylül 2008 Cumartesi

Bir önceki gecenin halen içimize işlemiş olan soğuğuyla uyanıyoruz. Kırmızı kırmızı ‘şirinler’ mantarlarının arttıgı yollarda ilerlerken ilk molamızı büyük bir şelalenin önünde veriyoruz. Ve iyice içimizi ısıtan guneşle birlikte yolun keyfini çıkartmaya başlıyoruz. Öğlen molamızdan önce Hasan’ın son 3-4 gündür iyice azalan hızına şahit oluyoruz. Murat’ın otostop cekmeye çalışanlarla sohbete başlamasından yarım saat sonra gölün kıyısında yemeğimizi bitiriyoruz. Biraz da dinlendikten sonra yola çıktığımızda halen otostop çekmeye çalısanlara el sallayıp yolumuza devam ediyoruz ve bisikletli olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu bir kez daha fark ediyoruz. Ve akşama doğru bir kaç karavancıyla birlikte süper bir deniz kıyısında güneşi batırıyoruz. Avusturalya’dan emekliliklerini kutlamak için gelen çiftle sabah kahvaltısında buluşmak üzere sözleşiyoruz..


2 yorum:

denizero dedi ki...

__o mantarlar gerçek mi??? :)....takipteyiz ..heyecanla izliyoruz__

Hasan Cemal Sargın - Burak Murat Bayram dedi ki...

İcinden şirin baba bile cıkıyor..O kadar gercek..:)