1 Ağustos 2008 Cuma

29 Temmuz 2008 Salı

Bu sefer de kapalı bir gökyüzü bizi karşılıyor çadırımızdan dışarı kafamızı uzattığımızda. Gece boyunca kirpiler tarafından dürtüklendiğimiz için birazcık geç uyandığımızı da belirtelim. Yola koyulduğumuzda çiseleyen yağmurdan dolayı bir benzinlikte mola veriyoruz ve kendimiz için detaylı bir Fransa haritası alıyoruz. Bundan sonra kaybolmak yok:) Hoş bazen yanlış yol seçimleri güzel sonuçlar doğursa da fazla vakit kaybetmeye gerek yok.
Bugün yolda yine turcularla karşılasıyoruz ancak sadece el sallamalarına alıştığımız için durmamalarına şaşırmıyoruz. 
Öğle yemeğinden sonra yine yollardayız ve bu sefer ilginç bir şekilde karşı şeritten gelen Jose dedenin bizim şeride geçip durmasıyla soluklanıyoruz.
İsvicre'li Jose dede Norveç'ten başlamış ve Zürih'e gidiyormuş bisikletiyle. Beraber fotoğraf çektirdikten, rotalardan ve yukarı taraflardaki svrisineklerden konuştuktan sonra ayrılıyoruz.

Bu sefer arkasından su dökemiyoruz Jose dedenin çünkü su bulmakta zorlanıyoruz artık. Ama akşama doğru bir kasabada "eau potable" yazan bir çeşme buluyoruz ve bahçesini sulayan teyzeye soruyoruz içilir mi diye? Onayını aldıktan sonra dolduruyoruz bütün şişelerimizi. Gideceğimiz ülkeleri bir bir saydıkça çok şaşırıyor teyze..El sallayarak uğurluyor bizi..Kamp yerimize ulaştığımızda 93km yaptığımızı fark ediyoruz. Saat 9.30 olmasına rağmen kararmayan hava bize yemek sonrasında not almamız için vakit veriyor..

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Bugünün sürprizi her yeri kaplamış sis. Kahvaltımızı sisin kapladığı kamp yerimizde yaptıktan sonra yola çıkıyoruz ve yeniden sadece 10 km yapmıs durumdayken yolumuzu şaşırıyoruz. Fakat bu sefer yaptığımız yanlış yol seçimi bizi terkedilmiş bir kamping alanına götürüyor. Ve inanılması güç ama terk edilmiş kamping alanının duşları çalışıyor ve hatta sıcak su akıyor :)
Çamaşırlarımızı ve kendimizi güzelce temizledikten sonra öğlen sonrası uykumuza dalıyoruz mışıl mışıl..
Ve yine dümdüz yolda bir yokus aşağı bir yokuş yukarı pedal basıyoruz.
Saat 7'den önce Bourbon’a ulaşamadığımızdan dolayı bir sonraki günkü kahvaltı icin ekmeksiz kalıyoruz.

27 Temmuz 2008 Pazar

Yine bir Pazar günü. Bu sefer geçen haftaki tecrübemizden dolayı hazırlıklıyız. Ama Pazar olmasına rağmen Fransa'da marketlerin açık olması şaşırtıyor bizi. Ve hemen rezervlerimizi tazeliyoruz. Bütün gün yol dümdüz olmasına rağmen bir yokuş aşağı bir yukarı çıkıyoruz. Ama haritada hızla yukarı çıktığımızı fark edince çıkışlar daha bir kolay geliyor. Aniden yağan yağmurla birlikte zorunlu bir mola veriyoruz. Moladan sonra birazcık daha bisiklete binip 90km yolumuzu bitiriyoruz. Bir gün daha böylece sona eriyor..

26 Temmuz 2008 Cumartesi

Artık yolumuzu kaybetmeden gitmeye kararlı bir şekilde güne başladık. Her geçtiğimiz kasabada haritada daha da yukarılara çıktığımızı görünce seviniyoruz. Ve günün sonuna doğru yüzde 13'lük inanılmaz bir eğimle aşağıya doğru inanılmaz hızlara kavuşuyoruz. Gece çadırın içindeyken şimşekler birbirinden korkunç gölge oyunları yapıyor bize..



25 Temmuz 2008 Cuma

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Rhen nehriyle selamlaşıyoruz. Rhen Nehri az kalsın bizi Paris’e kadar götürecekken , son anda fark ediyoruz ki yeniden yanlıs yollardayız :)
Bellagarde’ye doğru yol alırken dinlenmekte olan David ile karsılasıyoruz. David'de Almanya'dan yaşamakta olduğu Fransa'ya bisikletle gelmeye karar vermiş. Bizim Türk olduğumuzu öğrenince çok şaşırıyor ve hemen Türkiye'ye gelmek istediğini söyledikten sonra rotamız hakkında detaylı bilgi istiyor bizden. Sohbet ettikten sonra beraber öğlen yemeklerimizi
  kasabanın yüzyıllık çınarının altında yiyoruz ve St.Claude'ye doğru giderken David’i arkasından su dökerek uğurluyoruz .St.Claude'ye ulaştığımızda vadinin arasında kocaman bir şehir olarak bizi selamlıyor. Benzinliğe elimizde benzin şişemizle girince görevli bir an mataramıza içecek doldurmak icin durduğumuzu sanıyor. Tam içecek dolabına doğru giderken benzin istediğimizi söylüyoruz ve 1 euroluk benzin alıyoruz. Ve günü yine ufacık bir yol seçim hatasıyla kapatıyoruz.

Sadece gideceğimiz bir sonraki şehri değiştirerek fazla kilometre yapmadan yarına başlamayı hedefliyoruz böylece. Akşam yine ağaçların arasında uyuyakalıyoruz :)


24 Temmuz 2008 Perşembe

Uyanır uyanmaz bir gün önce ulaşamadığımız Annecy’ye ulaşmak için yeniden pedallara asılıyoruz. Yolda karşılaştığımız 70'lik dedelerin bisikletleri üzerinde formalarıyla uzaktan 15'lik gençlere benzemesi bizi gülümsetiyor. Annecy’ye harika bir göl manzarası ile ulaşıyoruz ve fakat bu güzellik şehrin karmaşasından kurtulamamızla bir kabusa dönüşüyor. Kabusun karabasana döndüğü nokta ise bir otobana hem de ters yönden girdiğimiz an oluyor. Yolda çalışanların şaşkın ve bizim tedirdin bakışlarımız ara ara kesişiyor ve sonunda yeniden bir yolunu bulup karabasanımızdan kurtuluyoruz. Öğlen molamız ufacık bir göl kenarında. Çoktan kokuşmaya başlamış olan çamaşırlarımızı yıkadıktan sonra çamasırlarımızla birlikte bizde güneşe seriliveriyoruz. Bir sonraki hedefimiz olan Bellegarde’ye 15 km kala yanlış bir karar daha veriyoruz ve yolumuzu 40km uzatıyoruz. Son 2 günde sık sık yaptığımız bu hataya çoktan alışmış durumdayız. Kamp kurup yorgunluk atıyoruz. Son iki günde toplam 150 km yol yapmamıza rağmen haritada halen fazla ilerleyemediğimizi görmek biraz sıkıcı ama olsun, sabırlı olmayı çoktan öğrendik bile :)

23 Temmuz 2008 Çarşamba

McDonalds’ın açılmasıyla birlikte bir gün önce gönderemediğimiz güncellemeleri göndermeyi başardık. Öğlene doğru yeniden yollardaydık fakat bir türlü ana yoldan kurtulamamıştık. En sonunda şoförlerden birinin “Beni takip edin sizi ara yola kavusturacagım” mimiğini çözmemizle aracı takibe başladık. Ve sonunda ana yoldan kurtulmuştuk. Yolda birkaç turcuyla karşılaştık ancak durmaya hiç niyetleri gözükmedi ve hızlıca uzaklaştılar:) Sadece el sallaşıyoruz diğer turcularla, ilginç geliyor bize ama onlar icin gayet olağan şeyler yolda tur yapanlarla karşılaşmak. 
Ugine’e ulasıyoruz ve bundan sonra bizim için çok büyük bir sürpriz var. Bisikletler için ayrı bir yol var Annecy’ye kadar ve bu tabelalarla şehrin her yerinde gösterilmiş..
Tabi ki araç sesinden uzak 52 kilometre boyunca önümüzde uzanan yolda keyifli bir şekilde biniyoruz bisiklete ve biçilmiş bir tarlada çadırımızı kurup günümüzü sonlandırıyoruz..